İçeriğe atla

cep

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: CEP

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Arapça

cep (belirtme hâli cebi, çoğulu cepler)

Adam, cebini, (3) pantolonunun cebine' koymuş. (1)
Trafik cebi. (2)
  1. Genellikle bir şey koymaya yarayan, giysinin belli bir yeri açılarak içine yerleştirilen astardan yapılmış parça.
    Bayramın her günü gelirler, ellerini ceplerine sokarak dolaşırlardı. - A. Kutlu
  2. Trafiği kolaylaştırmak, araçların durabilmesine olanak sağlamak için yaya kaldırımları veya şehirler arası yolların kenarlarında bulunan taşıt yanaşma yeri.
  3. (telefonculuk, aletler) cep telefonu
    • Seninle yarın cepten konuşuruz.
  4. (askeriye) Savaş alanının bir yerinde düşmanın geriletilmesiyle ortaya çıkan taktik durum.
  5. (spor) Otomobil yarışlarında arabalarının yarışa başladıkları nokta.

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

cebinde akrep olmak, cebinden çıkarmak, cebine indirmek, cebine atmak, cebini doldurmak, ceplerini doldurmak, cebi para görmek, cepten aramak, cepten harcamak, cepten vermek, cepten yemek, cep yakmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

cep defteri, cep faresi, cep feneri, cep harçlığı, cep kitabı, cep saati, cep sözlüğü, cep takvimi, cep telefonu, cep televizyonu, iç cep, yalancı cep, cebi delik, kitap cebi, koli cebi, saat cebi, sığınma cebi, canı cebinde

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "CEP :"
  • Nişanyan Sözlük'te: cep.

İngilizce

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

cep (çoğulu ceps)

  1. (mikoloji, yiyecekler) çörek mantarı